ANASAYFA / Genel / Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü Etkinlikleri Konuşması
Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü Etkinlikleri Konuşması
ÖZ ORMAN-İŞ BASIN MÜŞAVİRLİĞİ - 17.06.2014 13:38

Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü Etkinlikleri Konuşması

17 Haziran 2014 / Ankara

Sayın Bakanım,

Saygıdeğer Bürokratlar,

Kıymetli Akademisyenler,

Değerli Misafirler,

Sevgili İşçi Arkadaşlarım...

Sözlerime başlarken, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

 

Çölleşmeyle mücadele üzerine, bilimsel ve teknik yönden söylenmesi gerekenleri, çok değerli bürokratlarımız ve bilim adamlarımız dile getirmektedir.

Benim konuşmam, yürütülen mücadelenin; toplum, sivil toplum ve emek boyutuyla ilgili olacaktır.

 

Sanıyorum şu sözümle, burada bulunan değerli katılımcılar, büyük ölçüde hemfikir olacaktır:

Yeryüzündeki toprak ve iklim dengesini bozan temel etken, çevreye zarar verme pahasına yapılan üretim ve bir yarış haline dönüşen aşırı tüketim alışkanlığıdır.

Doğaya karşı olan kişisel ve toplumsal sorumlulukların ‘gereksiz maliyet’ olarak görülmesi de, iklim ve toprak yapısının bozulmasını hızlandıran bir diğer önemli etkendir.

 

 

Türkiye, çölleşmeyle mücadele amacıyla, Birleşmiş Milletler ile işbirliği çerçevesinde bir Eylem Planı yürütmektedir...

 

Yeryüzünün bozulmasına karşı yürütülecek politikaların, bir yönüyle ‘evrensel’ olması, diğer yönüyle de ‘bölgesel’ olması kaçınılmazdır.

Mücadelenin ‘küresel boyutu’nda, kalkınmış ülkeler başta olmak üzere, herkes elini taşın altına koymalıdır.

 

Çölleşmeyle mücadele, ‘maliyet/gelir’ denklemi dışında görülmelidir.

 

Genel ekonomi faaliyetlerinde kâr-zarar hesabı yapılabilir.

Fakat, içtiğimiz sağlıklı suyun ve soluduğumuz temiz havanın hesabını yapma şansımız yoktur.

Dolayısıyla; toprağı, ormanı, havayı ve suyu koruma adına verdiğimiz emekleri, gelir-gider hesabı içinde görmemek lazım.

Meseleye, ‘ekonomik’ değil ‘stratejik’ açıdan bakmak zorundayız.

 

Çölleşmeyle mücadeleyi; teknolojiyle birlikte, yoğun ve yaygın emek gücü kullanarak yürütebiliriz.

Zira, ormancılık ve tarımsal üretim faaliyetlerinde yapılan işlerin büyük bölümü, yüksek nitelikli işgücü gerektirmez.

Bu çalışmalarda, emek faktöründen, daha fazla yararlanmalıyız.

Böyle bir yola girilmesi; işsizliğin azaltılmasına, orman köylülerinin kendi yaşam alanlarında istihdam edilmelerine ve kentlere olan göçün azalmasına da olumlu katkı sağlayacaktır.

 

Sayın Bakanım, Kıymetli Katılımcılar

 

Çölleşmeyle mücadele çalışmalarında, Sivil Toplum Kuruluşlarının katkı ve desteğinin sağlanması, mutlak bir ihtiyaçtır.

 

Sivil Toplum; çölleşmeyle mücadele bilincini oluşturmada, kamu yönetiminin çözüm ortağıdır.

Sivil toplum; kamu idaresinin göremediği kör noktaları görebilme yeteneğinden dolayı, toplum ile devlet arasında bir köprü işlevi yürütebilir.

Toplumu ilgilendiren her türlü kitlesel proje uygulamaları ve politikalar, ancak toplumla birlikte yürütüldüğü zaman başarı şansını yakalayabilir.

 

Çölleşmeyle mücadele gibi büyük ve ulvi bir hedefe, ancak toplumsal farkındalığı artırmak suretiyle erişebiliriz.

Çölleşme, kuraklık, iklim değişikliği, verimli toprakların kaybedilmesi gibi konular, bir sivil toplum kuruluşu olarak bizi; hem toplumsal bağlamda, hem de temsilcisi olduğumuz tarım ve orman emekçileri bağlamında ilgilendirmektedir.

Tarım ve orman emekçilerimiz; toprağı, iklimi, doğayı korumak ve sürdürülebilir tarım faaliyetleri yürütmek üzere emek vermektedir.

Bize göre; toprağın ve tabiatın korunması, toplumsal bir mücadele gerektirir.

Bir santimetre kalınlığındaki toprak tabakasının çok uzun yıllar içinde oluşabildiğini dikkate alırsak, konunun ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılır.

İlave olarak, toprak üzerindeki yeşil örtünün oluşum süreci de, insan hayatıyla kıyaslandığında, hiç de azımsanmayacak bir zaman gerektirir.

Dolayısıyla burada; insan, toplum ve ülke için hayati önem taşıyan bir sorun üzerinde konuşmaktayız.

 

Tekrar etmek gerekirse; tüm toplumu ilgilendiren bu tarz büyük projeler, ancak yaygın bir toplumsal farkındalık, bilinç, katılım ve işbirliğiyle başarılabilir.

 

İşte bu noktada, tüm sivil toplum kuruluşlarının bu mücadeleye dâhil edilmesi büyük önem kazanıyor.

 

Temsilcisi olduğum Öz Orman-İş Sendikası, çevre ve toplum duyarlılığı yüksek bir sivil toplum örgütüdür.

Bu bağlamda, geçen yıl Namibya’da yapılan COP 11-Taraflar Toplantısına, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’mızın davetiyle, sivil toplum temsilcisi olarak katıldık.

Toplantıda, çölleşmeyle mücadelede sivil toplumun ve emek faktörünün önemini vurgulayan sunumlar yaptık.

 

Ayrıca, Birleşmiş Milletler’in bu alandaki faaliyetlerine, sivil topumu temsilen katılmak üzere daimi akreditasyon başvurusunda bulunduk.

 

Bu başvurumuz için ön onay verildi; nihai onayın, 2015’te Türkiye’de yapılacak olan COP 12. Taraflar Toplantısında açıklanmasını bekliyoruz.

Sayın Bakanım, Değerli katılımcılar,

 

Sendika olarak; geride bıraktığımız birkaç yıl içinde, 5 bin dolayındaki üyemize, İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimleri verdik.

Bu rakam, tüm üyelerimizin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelmektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’mızın ilgili işbirliği yaparak yürüttüğümüz bu eğitimler, önümüzdeki yıllarda devam edecektir.

 

Çölleşmeyle mücadele konusunu, bundan sonraki eğitim programlarımıza dâhil edeceğiz.

Tarımsal üretim ve ormancılık hizmetlerini yürüten emekçilerimize verilecek eğitimin, çölleşmeyle mücadele çabalarına etkin bir katkı sunacağının bilincindeyiz.

Eğitim programlarımızın, orman köylülerimizi de kapsayacak şekilde genişletilmesi mümkündür.

Bu anlamda, Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın ilgili birimleriyle ortak çalışma arzusunda olduğumuzu belirtmek isterim.

 

Sayın Bakanım, Kıymetli Katılımcılar,

 

Bu önemli toplantının, belirlenen hedeflere ulaşmada başarılı olacağı inancıyla; başta Sayın Bakanımız Profesör Doktor Veysel Eroğlu olmak üzere, emeği geçenlere teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

MUHATAP KURULUŞLAR



Kişisel Verileri Koruma Kanunu - Aydınlatma Metni