ANASAYFA / Genel / Uganda İşçi Konfederasyonu Genel Kurulu Konuşması
Uganda İşçi Konfederasyonu Genel Kurulu Konuşması
ÖZ ORMAN-İŞ BASIN MÜŞAVİRLİĞİ - 10.12.2013 13:33

Uganda İşçi Konfederasyonu Genel Kurulu Konuşması

10 Aralık 2013 / Kampala - Uganda

Sayın Başkan,

Saygıdeğer Delegeler,

Farklı ülkelerden gelerek bu toplantıyı teşrif eden değerli emek temsilcileri,

Kıymetli misafirler,

Saygıdeğer basın temsilcileri...

 

Hepinizi şahsım, temsil ettiğim Hak-İş Konfederasyonu, Başkanı bulunduğum Öz Orman-İş Sendikası, Türk emekçileri ve bütün Türkiye halkı adına saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

 

Konuşmama, kardeş kuruluşumuz olan Uganda İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun 7. Konferansına katılmaktan ve sizlerle birlikte olmaktan onur duyduğumu belirterek başlamak istiyorum.

 

Ayrıca, burada bizleri büyük bir misafirperverlikle ağırlayan Uganda halkına da selam ve saygılarımı sunuyorum.

 

Değerli Katılımcılar,

 

Yaşadığımız dünya büyük değişimler geçiriyor.

Gelişen teknoloji ve uluslararası etkileşimin de desteklediği bu değişimler, kimi zaman toplumlara refah ve mutluluk getirirken, bazen de karmaşa ve huzursuzluğa sebep oluyor.

 

Bilimsel gelişmeler, yeni üretim teknikleri ve artan uluslararası ticaret, bir yandan dünyadaki refahı, gelir düzeyini yükseltirken, öbür taraftan gelir dağılımında kabul edilemez bir bozulmaya yol açıyor.

 

Emek ile sermaye arasındaki paylaşım denklemi, maalesef emek aleyhine daha da bozuluyor.

 

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerden olabildiğince yararlanan sermaye, hükümranlık alanını küresel düzeyde genişletirken; aynı zamanda emek aleyhine olan pozisyonunu da güçlendiriyor.

 

Biz bu etkiyi; ‘ucuz işgücü’, ‘örgütsüz emek’ ve ‘kayıtdışı çalışma’ olarak hissediyoruz.

 

Küreselleşmenin nimetlerinden alabildiğine yararlanan sermaye kesimi, elde ettiği nimetleri emek sahipleriyle paylaşmıyor; tam tersine, emeği nerede ucuz bulursa, gidip orada yatırım yapıyor.

 

Bugün Batı menşeli büyük markaların neredeyse tamamı, işgücünü ucuz kullanmak amacıyla, yatırım ve üretimlerini gelişmekte olan ülkelere kaydırmış bulunuyor.

 

Elbette bizler, sermayenin, gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmasından rahatsız değiliz.

 

Bu ülkelerin kalkınması, gelişmesi ve dünya ile bütünleşmesi için, yabancı sermaye yatırımlarının yararlı ve gerekli olduğunu biliyoruz.

 

Bizim itirazımız, paylaşımdaki adaletsizliğedir.

 

Bizim itirazımız, tüm insanlığın ortak refahına hizmet etmesi gereken bilimsel, teknolojik ve ekonomik gelişmelerin, yalnızca sermaye kesimine hizmet etmesi bencilliğinedir.

 

Sermaye; başta Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve benzeri uluslararası kuruluşlarıyla, küresel bir örgütlenmeye gitmiştir.

 

Bu örgütlenme sayesinde sermaye, dünya ülkelerindeki ekonomik ve sosyal düzenlere müdahale edebilmektedir.

 

Ülkelerin ulusal yasalarını, kendi lehine ve emek aleyhine değişmeye zorlamakta; çoğu zaman da bunu başarmaktadır.

 

Bu gelişme karşısında emek kesiminin en büyük zaafı, örgütsüz oluşudur.

 

Emeğin yeterince örgütlü olamayışı yüzünden, sermayenin küresel düzeydeki etkisini dizginlemek mümkün olmamaktadır.

 

Dünyada 1980’li yıllara kadar yükselme eğilimi gösteren sendikalaşma oranı, 1980’lerden itibaren düşüşe geçmiştir.

 

Emeğin örgütsüzlüğü öylesine bir boyuta ulaşmıştır ki; 2011 yılı itibarıyla sendikalı işçi oranı Meksika’da yüzde 13.2, İspanya’da yüzde 15.9, Hollanda’da yüzde 18.2, Almanya’da yüzde 18.5, Fransa’da yüzde 9, Japonya’da yüzde 19, Türkiye’de yüzde 7.8, ABD’de yüzde 16, OECD ülkeleri ortalamasında ise yüzde 17.5’tir. (Kaynak OECD ve ILO verileri, Henrich Böll Stiftung sitesinden alıntı)

 

Sendikalaşmanın 1980’lere kadar yükseliş gösterdiği Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerinde, özellikle 1985’ten itibaren ciddi bir gerileme yaşanmıştır.

 

ILO verilerine göre; Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerindeki ortalama sendikalaşma oranları, yüzde 10 ile 17 arasında görünmektedir.

 

Elbette sendikalaşmadaki bu oranlar son derece yetersizdir.

 

Emek kesimi, böylesine örgütsüz bir yapıyla, küreselleşen sermaye karşısında ‘adil paylaşım’ mücadelesini etkin şekilde yürütemez.

 

Saygıdeğer Katılımcılar,

 

Kocaman bir köy haline gelen dünyada, emeğin hakkını korumak ve geliştirmek için, emek temsilcileri olarak bizler de, gücümüzü küresel düzeyde birleştirmek zorundayız.

 

Bunun yolu, bir yandan ulusal düzeyde örgütlenmeden, öbür yandan da uluslararası düzeyde güç birliği oluşturmadan geçmektedir.

 

Burada temsil ettiğim Hak-İş Konfederasyonu, üye sayısı bakımından Türkiye’nin ikinci büyük işçi konfederasyonu olsa da; ulusal etkinliği ve uluslararası düzeydeki ilişkileri bakımından ülkemizin en büyük işçi kuruluşudur.

 

Hak-İş, uluslararası ilişkilerini tek kutuplu bir yapıda değil; tüm dünya ülkelerini hedefleyen bir anlayışla yürütmektedir.

 

Başta ILO, ETUC ve ITUC ile, bu kuruluşlara bağlı komiteler olmak üzere, uluslararası işçi kuruluşlarıyla sağlam ilişkilere sahip olan Hak-İş, aynı zamanda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki emek temsilcileriyle de ikili ilişkilerini geliştirmektedir.

 

İlişkilerimizi geliştirmekte olduğumuz ülkelerden biri de Uganda’dır.

 

Uganda İşçi Sendikaları Konfederasyonu ile Hak-İş arasındaki ilişkiler her geçen gün daha da güçlenirken, konfederasyonlarımıza bağlı sendikalarımız arasındaki ilişkiler de hızla gelişmektedir.

 

Bu güçlü ilişkilerin, gelecekte ‘emeğin küresel birlikteliği’ hedefine önemli katkılar yapacağına inanıyorum.

 

Burada icra edilmekte olan, Uganda İşçi Sendikaları Konfederasyonu 7. Konferansında, işçi hareketinin uluslararası birlikteliği ile sosyal güvenlik ve adil çalışma başta olmak üzere, son derece önemli konular ele alınmaktadır.

 

Şahsen bu konferansın da, dünya emekçilerinin uluslararası dayanışmasına ve ortak mücadelesine önemli katkılar sunacağına inanmaktayım.

 

Bu duygu ve düşüncelerle, konferansın başarılı geçmesini diliyor; şahsım, temsil ettiğim Hak-İş Konfederasyonu, üye işçilerimiz ve Türk halkı adına hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.

MUHATAP KURULUŞLAR



Kişisel Verileri Koruma Kanunu - Aydınlatma Metni