Konuşmasında 12 Eylül Anayasası’nın değiştirilmesinin önündeki güçlükler üzerinde de duran Settar Aslan, Türkiye’nin anayasa tartışmalarının geçmişten bugüne uzanan boyutuna dikkat çekti.
Aslan’ın açıklamaları, yeni anayasa meselesinin yalnızca siyasi kurumların işleyişi üzerinden değil, çalışma hayatı ve temel haklar bakımından da ele alınmasının önemini ortaya koydu.
Örgütlenme özgürlüğü, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı gibi sendikal haklar, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurları arasında yer alırken, yeni anayasa tartışmaları da bu hakların geleceği açısından önem taşıyor.
Genel Başkan Settar Aslan’ın anayasa konusundaki değerlendirmeleri, HAK-İŞ bünyesinde yıllar önce yürütülen çalışmaları da yeniden hatırlattı.
“Ne zaman sorunlarla boğuştuysak ekmeğimiz küçüldü” diyen Aslan, 12 Eylül darbesinin işçi hakları üzerindeki etkilerini ve darbe anayasasının değiştirilmesinin önündeki güçlükleri anlattı. “Bizim tarafımız bellidir: Demokrasi, insan hakları, özgürlükler. Biz ekmeğimizi özgürlüklerin olduğu yerde büyüttük, demokrasinin olduğu yerde örgütlendik.”
Aslan, 2011 yılında HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından oluşturulan Anayasa Komisyonunun başkanlığını yürütmüştü. Uzmanlar ve hukukçuların da katılımıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, sendika teşkilatlarının görüşleri alınarak birey odaklı, özgürlükçü, katılımcı, çoğulcu ve sosyal devlet anlayışını öne çıkaran bir anayasa önerisi hazırlanmıştı.
HAK-İŞ’in yıllar önce dile getirdiği “Darbelerin karanlığından demokrasinin aydınlığına” anlayışı, Öz İplik-İş Genel Kurulunda yapılan konuşmalarla yeniden gündeme geldi.
“SENDİKALAR TOPLUMUN ÖNÜNE DE FİKİRLER KOYMALI”
Genel Başkan Settar Aslan, konuşmasının önemli bir bölümünde sendikaların toplumsal sorumluluklarına da değindi.
Sendikacılığın yalnızca işverenlerle ücret pazarlığı yapmak veya toplu iş sözleşmesi imzalamaktan ibaret görülemeyeceğini vurgulayan Aslan, sendikaların ülkenin temel meseleleri karşısında da görüş ve çözüm önerileri ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Aslan, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Sendikalar sadece toplu iş sözleşmesi imzalayıp yan gelip yatan kurumlar olmamalı. Toplumun önüne de fikirler koymalıyız.”
Sendikaların işçinin ekonomik haklarını savunurken toplumun geleceğine ilişkin tartışmalarda da sorumluluk üstlenmesi gerektiğine dikkat çeken Aslan’ın bu sözleri, emek hareketinin demokratik süreçlerdeki rolüne ilişkin önemli bir mesaj olarak öne çıktı.
MAHMUT ARSLAN: “DARBE DÖNEMİNDE İŞÇİNİN ÖRGÜTLENME HAKKINA MÜDAHALE EDİLDİ”
Genel kurulda konuşan HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan da 12 Eylül darbesinin sendikal hayata etkilerini değerlendirdi.
Darbe döneminde sendikal faaliyetlere getirilen yasakları, sendika üyeliğinde uygulanan noter şartını ve yüzde 10 işkolu barajını hatırlatan Arslan, çalışma hayatının geçmişte ağır müdahalelerle karşı karşıya kaldığını anlattı.
Darbecilerin Türkiye’de tek konfederasyon oluşturma hedefiyle hareket ettiğini belirten Arslan, sendikal özgürlüklerin korunması ve geçmişte yaşanan hak kayıplarının unutulmaması gerektiğini vurguladı.
HAK-İŞ’in yalnızca sorunları dile getiren değil, aynı zamanda çözüm önerileri sunan bir konfederasyon olduğunu ifade eden Arslan, sendikal mücadelede demokratik değerlerin önemine dikkat çekti.
RAFİ AY: “ŞARTLAR DEĞİŞEBİLİR AMA EMEĞE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ DEĞİŞMEZ”
Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay ise genel kurulun açılış konuşmasında üretim, emek ve çalışanların geleceğine ilişkin mesajlar verdi.
Üretimin temelinde işçinin alın terinin bulunduğunu vurgulayan Ay, ülkenin ekonomik büyümesinde çalışanların emeğinin göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Ay, “Bir fabrikanın çarkları dönüyorsa orada alın teri vardır. Bir ülke üretimiyle büyüyorsa o büyümede işçinin hakkı vardır” ifadelerini kullandı.
Üretimin sürdürülebilirliği kadar çalışanların geleceğinin de güvence altına alınması gerektiğine dikkat çeken Ay, “1978’den bu yana şartlar değişebilir ama bizim emeğe karşı olan sorumluluğumuz asla değişmez” dedi.
EMEĞİN GELECEĞİ, DEMOKRASİNİN GÜÇLENMESİYLE BİRLİKTE ELE ALINDI
Öz İplik-İş Sendikasının 15. Olağan Genel Kurulu, çalışma hayatının ekonomik sorunlarının yanı sıra Türkiye’nin demokrasi ve sendikal haklar mücadelesinin de ele alındığı bir buluşma oldu.
Genel Başkan Settar Aslan’ın 12 Eylül’de kaybedilen hakları hatırlatan, demokrasi ve özgürlüklerin sendikal mücadeledeki yerini vurgulayan açıklamaları, yeni anayasa tartışmalarına emek cephesinden önemli bir bakış açısı kazandırdı.
Konuşmalarda öne çıkan ortak anlayış ise sendikal hakların, ekonomik refahın ve demokratik özgürlüklerin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği yönünde oldu.